|
Güney Afrika Cumhuriyeti de son zamanlarda Türk yatırımcıların
ilgi duyduğu bir ülke. 255 milyar dolar GSYİH'ye sahip ülkede
kişi başına gelir Türkiye ile aşağı yukarı aynı: 5 bin 319 dolar.
Enflasyon temmuz sonu itibarıyla yüzde 7. Ocak-Temmuz 2007
dönemindeki ihracat 38,6, ithalat 44,1 milyar dolar. En büyük
gelir kaynağı madencilik. Sadece altın ve platin ihracatı,
toplam ihracatının yüzde 20'sini geçiyor.
Türkiye ile ticari ilişkiler, uzaklığın da getirdiği bazı
zorluklar sebebiyle henüz istenilen seviyede değil, ama gelişme
yolunda. Son birkaç sene içinde yapılan Afrika'ya dönük
programlar, hükümetin bu kıtaya gösterdiği ilgi, yeni bir
dönemin başlangıcı olmuş. THY'nin Johannesburg ve Cape Town
seferlerine yeniden başlaması, ulaşımı kolaylaştırmış,
ilişkilere ivme kazandırmış.
Şu an ülkede faaliyet gösteren 60 dolayında kayıtlı Türk şirketi
var. Şirketler genellikle ülkenin en büyük kenti Johannesburg'da
yoğunlaşıyor. Şirketler, daha çok tekstil, kömür, elektrikli ev
aletleri, ticaret, turizm, gıda, inşaat ve hizmet sektöründe
faaliyet gösteriyor. Pek çok ülkede olduğu gibi bu ülkede de
Türk okulları göz dolduruyor, takdir topluyor.
Cape Town,
1488'de Portekizli bir kaşif tarafından keşfedilen Ümit
Burnu'nun 70 km kadar kuzeyinde, gelişmiş bir kent. Şehirde
1999'da açılan Star Türk Koleji'nin yanı sıra 10'a yakın Türk
şirketi var. "Afrika'nın battaniye kralı" olarak bilinen Sivaslı
işadamı Levent Şenol da burada yaşıyor. 19 yıl önce buraya gelen
Şenol, önce eşarp ve battaniye satmış. 2001'de de battaniye
üretimine başlamış. Ahlesa Blankets entegre tesisleri,
Afrika'nın en büyük battaniye fabrikası. 26 bin metrekarelik
kapalı alana sahip tesislerde yılda 2 milyon battaniye üretiyor.
"Burada
yapılacak iş çok, adam yok. Burası Afrika'nın kalesi, lojistik
merkezi." diyerek Türk yatırımcıları Cape Town'a çağıran Levent
Bey, ülkede istikrarlı bir ekonomi, ileri seviyede demokrasi
olduğunun altını çiziyor.
Levent Şenol, önümüzdeki dönemde yeni projelere imza atmaya
hazırlanıyor. En ilginci de bir zamanlar battaniyelerini sattığı
Uşaklı işadamı Hazım Sesli ile yaptığı ortaklık. Birlikte
kuracakları çocuk bezi fabrikası, 2008'in başında faaliyete
geçecek. Diğer bir proje ise, rüzgardan ve Afrika kıyılarını
döven okyanus dalgalarından enerji üretmek. Bunu da orta vadede
yabancı bir ortakla gerçekleştirecek.
Şehirdeki az sayıda Türk işadamı, iki ülke arasındaki ekonomik
ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için bir dernek kurmuş.
Henüz yeni kurulan derneğin başkanlığını Murat Yılmaz üstlenmiş.
Yılmaz, 10 yıldır bu ülkede ve şehrin en önemli alışveriş
merkezlerinin bulunduğu Waterfront'ta üç turistik lokanta
işletiyor.
Son zamanlarda gençlerin de ilgisi artmış bu ülkeye. Cape
Town'da bulunduğumuz süre içinde üç gençle tanışıyoruz.
Üniversiteyi bitirip İngilizce öğrenmek için gelmişler, şimdiden
iş planları yapıyorlar. Efendilikleriyle hemen kendini belli
eden, pırıl pırıl üç genç. Ümit Burnu'nda Hint ve Atlantik
okyanuslarını birlikte seyrediyoruz. Ayrıca son zamanda
üniversite okumaya gelen gençler de var. Bütün bunlar gelecek
adına ümit verici şeyler.
Cape Town,
2010'da Dünya Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak. İnşaat
sektörü şimdiden hareketlenmiş. Diğer bir konu da mücevher
işlemeciliği. Ülke değerli maden açısından çok zengin ama
mücevher işlemeciliği gelişmemiş. Oysa Türkiye bu konuda önde
gelen üç beş ülkeden biri. Sadece bunlar değil, daha pek çok
alanda yatırım ve iş potansiyeli mevcut.
Son 5 yıldaki gelişmeler gösteriyor ki, yakın gelecekte dünya
Güney Asya'dan sonra bazı Afrika ülkelerini konuşmaya başlayacak.
Güney Afrika da en başta gelenlerden. Bu süreçte Türk
işadamlarına büyük roller düşüyor. Ve Afrika insanı, 'sömürgeci'
sabıkası olmayan Türklere son derece sıcak.
Sömürmek için değil, birlikte çalışıp hakça paylaşmak için giden
Türk işadamları keşke bu yerleri çok daha önce keşfetmiş olsaydı.
Belki de Afrika'nın tarihi bambaşka yazılırdı o zaman. |